Üye Girişi

Ziyaretcilerimiz

3305412
Bugün
Dün
Aylık
Tümü
114
922
14960
3305412

28 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

GÜNAYDIN SAYIN MÜDÜRÜM……

Bu ayki yazıma bayındırlık ve iskan il müdürünün verdiği bir demeçle başlamak istiyorum.

TÜRKİYE’nin inşaat sektöründe önemli mesafeler kat ettiğini belirten Bayındırlık ve İskan İl Müdür Vekili Osman Esengün, “Üretimde bir sıkıntımız yok. Kaliteyi de yakaladık. Fakat çelik yapılarda çok geç kaldık. Bugün daha çok mesafe almış olmamız gerekiyordu” dedi.
Çelik yapıların, afetten en son zarar görecek bina grubu olduğunu anlatan Esengün, “Gökdelen teknolojisi betonarme değil, tamamen çelik. Çelik binalarda detay öne çıkıyor. Yapının iyi detaylandırılması gerekiyor. Çelik inşaata geçmemiz, devletin de buna ön ayak olması gerekiyor.” diye konuştu.

Günaydın sayın müdürüm.
Biz çelik ve hafif çelik yapıcılar yıllardır neremizden konuşacağımızı şaşırdık. Halkımıza çeliğin sağlamlığını, hızını kolaylığını anlata, anlata dilimizde tüy bitti. Lakin karşımızda kimleri ve hangi sorunları gördük dersiniz?
Bu on puanlık çok cevaplı uzmanlık sorusuna şimdi cevap veriyorum sıkı durun:
EL-CEVAP
a- Betonarme müteahhidi olan bazı belediye başkanları veya 1. dereceden akrabaları.
b- Betonarme yüksek binalar yapılacak arsalar üzerinde rant sağlayan bazı belediye meclis üyeleri
c- Çelik projelere ruhsat vermek zorunda olduğu halde H MAX bahanesi ile konudan bihaber olan vatandaşı tırsıtan paravan inşaat şirketi sahibi bazı belediye yöneticileri. ( burada H MAX binaların maksimum yükseklik seviyesini ifade eder. Örnek verecek olursak H MAX= 12.50 mt. Şu demektir: yaptığınız bina en fazla 4 kat olabilir ve yerden yüksekliği en fazla 12.50 mt. Olabilir. 6.50 mt yükseklikte çelik bir dublex yapmaya kalktığınızda size burada 12.50 mt. den aşağı bina yapamazsınız denmektedir. Yani sadece 2 kat ev yapacak paranız varsa olmaz arkadaş 4 yapacaksın diyorlar. Veya 2 kat bina bile yapsanız sizden 4 kat binanın ruhsat bedelini talep etmektedirler. Yani kısaca size şunu diyorlar: arkadaş bak biz burada boşuna durmuyoruz. Dışarıda kendi adımıza olmasa da başına maaşlı bir mühendisi oturttuğumuz betonarme proje ve danışmanlık hizmeti veren şirketimiz ne olacak. Çoluk çocuk taş mı yiyecek? Bırak sen bu dublex çelik yapıyı git bizim paravan ofise yapsınlar sana aslanlar gibi 4 kat betonarme bir proje zaten burada bak imzayı da ben atıyorum. Anladın sen onuuu…..)
d- Çelik yapının çok kısa sürede teslim edilmesinden rahatsız olan kooperatif başkanları ve yönetim kurulu üyeleri. ( Erken biten yapılar defalarca tekrarlanan 6 ayda bir yapılan genel kurulları sona erdirecek çünkü. E o zaman kim defalarca üyelere ek masraf gösterip ha bire aidatları yükseltecek? Kim tek sözleşme ve tek fiyatla yapılan bu yapılardan nemalanacak? )
e- Afetlerde açılan hafif çelik yapı ihalelerini en düşük fiyata ihale eden, yaptığı ihale şartnamesini ihaleyi verdikten sonra dikkate almayan yöneticiler ve her daim bu tür afetleri fırsat bilen ne hikmet ise bu tür ihaleleri sürekli alan üretici firmaların afetzede halkımıza dayattığı karton ve balkon demiri karışımı baraka yapıların kullanım sonrası halkın dimağında bıraktığı yanlış imajlar.


Saymaya devam edersem bu maddeler böyle uzar gider.
Yazıktır ya yazıktır!.....
Onlarca deprem fayının üzerinde yaşayan, büyük bir kısmı asgari ücretle başını sokacağı bir evin sıcak hayallerini kuran bu halka yazıktır.
Çok daha kısa sürede, çok daha sağlam, çok daha ucuz, çok daha enerji tasarrufu sağlayan ekonomik yapıların yayılmasına neden engel olunur? Ve sayın müdürümün dediği gibi neden geç kalınır? Mademki geç kaldığımızın kabulündeyiz neden hala devlet desteği verilmez çelik yapıların yayılması ve geliştirilmesi hususunda?

Bir varmıııış, bir yokmuuuuşşş…..
Develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, çok çok büyük bir ülke de kocamaaaan binalar yapılmaktaymış masalları ile hala uyutulmaktayız farkındamısınız?

 

Geçen aylarda yaptığım bir yurt gezisinde ülkemin doğusundan batısına vatandaşlarla çay çorba arası muhabbetlerde işim icabı sordum; nasıl bir evde yaşamak isterdiniz diye. Öncelikli cevap şu idi: depremde yıkılmayacak canımızdan, cananımızdan etmeyecek evlerde yaşamak isteriz dediler.
Anlattım anlayacakları dilden teknik terimlerden uzak. Galvanizli çeliğin sağlamlığını, paslanmadığını, vidalarla sabitlendiğini, kansorojen madde içermeyen betopan sandviç duvarları ve sağladıkları ısı izolasyonunu, fabrikasyon imalatların çok kısa sürede montaj edildiğini 10 gün gibi kısa bir sürede ev sahibi olabileceklerini. Ve dizaynını istedikleri gibi şekillendirme hakları olduğunu……..

Yahu dedi bir amca bizim bundan neden haberimiz yok?
Oğul bize dediler ki bu evler çok soğuk oluyormuş. 1999 depreminde bu evlerde oturan bir akrabam anlattı: duvarları su içinde kalmış soğuktan enik gibi titremişler bunun içinde.
İşte buyurun dedim içimden yine aynı imaj. Bilmez ki amca o evlerin duvarlarında izolasyon namına bir şey yok balkon demirlerini kaynatıp birbirine vidaladılar üzerinde ahşap yonga levhayı, badana ile boyadılar üzerini. Duvarların içi boş. ÇAKMA ÇELİK EV bunlar. Sihirli değnekle dokunur misali zengin üreten evler bunlar.
Gel vatandaş geeeeeeeelllllllll……..
Afet görmüş milletime reva görülen evler bunlaaaaarrrrrr!!!!!!!!!!!!..........

Lisan-ı münasiple anlattım amcaya tüm bunları ve birkaç malzeme testi yaptım huzurda
Ve o amcaya bir çelik ev yapma kararı aldık o gün. Amcanım komşuları hele bir Mustafa nın evi bitsinde görelim ondan sonra bizde düşünürüz dediler.aslında burada Mustafa amca kurban seçilmişti. Hani yaban mantarı toplanır ve beklenir ya bir gün. önce komşular yesin onlara bir şey olmazsa bizde yeriz mantığı ile.

Ev yapılırken meraklı ve şüpheci gözlerle izledi yöre halkı acaba bunlar ne yapıyor böyle diye. Abooovvv….. on günde ev mi olurmuş lan Mustafa dedi komşusu amcaya. Rüzgar alıp gider lan bunu… Velhasıl ev bitti yörede ne kadar insan varsa çaktırmadan geldi gitti izledi evin yapımını. Acaba soğuk oluyor mu diye deneme bahanesi Mustafa amcalara evi yaptıktan sonra bir hayli misafir gelip gitmiş. Telefonda espirisini bile yaptı Mustafa amcam yaktın  beni levent bey diye. Bakmışlar ki Mustafa amca ölmedi yediği mantardan. Başladı siparişler gelmeye yöreden. 14 tane ev yaptık o yöreye…
 

Demek ki neymiş efendim:
‘’portakalın kabuğu ne kadar ince olursa, içine kurt girme oranı o kadar yüksek olurmuş’’

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine……

Birazda halkımızca sık sorulan sorulara cevap verelim çelik adına:

1- Binaların deprem, rüzgar, yangın dayanımı nasıldır?
Taşıyıcı sistem çelik ağırlığı, projeye göre 30-50 kg/m2 ağırlıkta olup, beton taşıyıcıların 1/10 u ağırlığa sahiptir. Deprem ve fırtınalarda binaya gelen yanal, dinamik yükler ağır kütleleri çok daha kuvvetli etkilemektedir. Hafif olan bu sistem ise çok az etkilemekte ve esnek olan hafif çelik profiller darbeleri absorbe etmektedir. Amerika, Avusturalya, Avrupa ülkelerinde 50 yıldan daha uzun süredir kullanılan bu sistemin güvenilirliği, geçen sürede test edilmiş ve kanıtlanmıştır. Deprem ve rüzgara karşı Türk deprem şartnamesi ve uluslararası şartnamelere uygun olarak tasarlanmakta ve üretilmektedir. Duvar ve tavan izolasyonunda ve yüzey kaplamasında kullandığımız cam yünü ve betopan kesinlikle yanmayan malzemeler olup, çok yüksek yangın dayanımı sağlamaktadırlar.
2- Hafif çelik binaların ekonomik ömrü kaç yıldır?
Hafif çelik yapılar, betonarme binalarda olduğu gibi 40-50 yıl ekonomik ömür göz önünde bulundurularak tasarlanmış olup, tüm parçalar vidalı sökülebilir ve değiştirilebilir olduğundan gerektiği durumlarda bakım yapılarak ekonomik ömrü daha da uzatılabilir.
 
3- Binaların ısıtılması betonarme binalara göre daha mı ekonomiktir?
Binanın kurulacağı bölgenin iklim şartlarına uygun hesaplama yapılarak, kullanılan taş yününün yoğunluğu ve kalınlığı arttırılarak, bir m2 alanın bir kış sezonu boyunca 2,5 lt mazot ile ısıtılması mümkün olmaktadır. Örneğin 200 m2 lik bir yapının yakıt tüketimi 6 aylık kış döneminde 500 lt civarında olmaktadır.
4- Bina maliyetleri ne seviyede, betonarme binalara göre çelik binaların pahalı olduğu doğru mudur?
Kesinlikle yanlış bir kanıdır, çelik binalar hassas hesaplamalar ve hassas bir üretim tesisinde sağlıklı olarak yapılırsa, optimum malzeme ihtiyacı belirlenir ve ekonomik olur. Geçmiş de genellikle yetersiz kontrol ve hassasiyet gösterilmeden yapılan betonarme binalar çok ucuza mal edilmekteydi fakat bu binaların büyük çoğunluğu bugün kullanılmaz hale gelmiştir. Bu sistem, sekiz şiddetine dayanacak en uygun hesaplamalarla ve kaliteli üretilmiş bir betonarme yapıdan çok daha ekonomiktir. Çelik sistem maliyeti konusunda hiç bir taviz vermeksizin, üzerine kaplanacak ince inşaat ve dekorasyon malzeme maliyetleri, binaların genel maliyetlerini değiştirmektedir. Genel kanıların tersine bu sistem pahalı bir sistem değildir.
 Bakmakla görmek arasında fark vardır efendim.
SADECE BAKMAYINIZ GÖRÜNÜZ.
      
      Çelik sağlamlığında hayallerinizin sıcaklığında sıhhatli ve mutlu bir yuva dilerim tüm okurlara…..
sevgilerimle



AKTAŞ GRUP İNŞAAT
LEVENT AKTAŞ

www.aktasgrupinsaat.com
0216 493 88 80 - 99

 
Copyright © 2015. All Rights Reserved AKTAŞ GRUP İNŞAAT